Son güncelleme Aralık 25th, 2025 12:08 AM
Tem 28, 2018 sendikalbirlik HABERLER, MANŞET 0
Nihayet Türk Yargısı kararını verdi! Artık İnsan Hakları Anıtı özgür! Anıta dokuna biliniyor ve anıtın yanında durarak zafer işareti yapıla biliniyor. Anıt neyle suçlanıyordu? Yüksel’de 1 yılı aşkın direnen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya ev sahipliği yapmıştı. Anıtın suçu büyüktü! Milli Güvenliği tehlikeye düşüren iki insana lojistik destek sağlayarak ev sahipliği yapıyordu! Devlet, İnsan Hakları Anıtının olası iç tehditleri dikkate alarak önce yüzlerce polisin görev yapabileceği seyyar bir karakol inşa etti, hemen ardında İnsanların dokunamayacağı şekilde etrafı bariyerlerle çevrilerek İnsan Hakları Anıtı etkisiz hale getirilmişti! Bir iç savaşa neden olabilecek bu durum aynı zamanda dış mihraklarca da desteklendiği MİT tarafında biliniyordu!
24 Haziran seçiminde hemen sonra fiilen yeni sisteme geçen ülkemizde, bağımsız yargı artık adalet dağıtıyor! OHAL süresince; İnsan Hakları Anıtı sessiz ve hareketsiz kalması nedeniyle; İnsan Hakları Anıtı “iyi hal indiriminden” yararlandırılıp beraat ettirilmiştir! Nede olsa İnsan Hakları Anıtı akıllı çocuktu! Bravo…
İnsan Hakları Anıtını özgürleştiren iktidar! Milletvekillerini, Belediye Başkanlarını, Sendikacıları, Aydınları, Yazarları, Akademisyenleri, Gazetecileri, Öğrencileri hala esir tutmaktadır. Siyasal iktidarın borazanlığını yapan havuz medyası da; eh onlar suçlu! Diyor. Peki, legal zeminde siyaset yapan sol partiler, toplumsal muhalefeti örgütleyen emek ve meslek örgütleri dişe dokunur bir itirazları olduğunu söylemek ne kadar doğru olur? Benim açımda bu bir öz eleştiridir. Az- çok kıyaslama yapmadan toplamda sürece cevap olmadığımızı kabul etmekle gerekir.
Kamu çalışanı olup, haklarında adli ve idari soruşturma olmayan binlerce insan “kurum kanaati” denilerek ihraç edilmişlerdir. Vicdan ve adaletin bitirildiği ülkemde kendi kendime ne yaptık değil, ne yapmadık da burjuva hukukunu arar duruma geldik diye sorgulamamız gerekiyor. Suçlu aramıyorum. Bu durumu Hayatın gidişatında yakınan bütün kesimlerin, itirazlarını net bir şekilde eyleme dönüştürmemelerine bağlıyorum.
Hz. Ali; “zayıfların silahı şikâyettir.” der. Bu sözü önemli ve değerli buluyorum. Kendi gündemlerimizi yaratmak ve hayat bulması için mücadele etmek yerine, Siyasal iktidarın yarattığı gündemlerin peşinde koşarak bütün enerjimizi heba ettiğimizi ve sonuç alamadan hep yenildiğimizi düşünüyorum. Aslında toplumsal muhalefet büyük bir enerjiye ve büyük bir birikime sahiptir. “ben merkezli” egoyu yenemediğimiz veya bu bencilliğe son vermediğimiz sürece yenilmeye hep mahkûm kalacağız.
Değerleriyle birlikte insanca yaşamayı talep edenler bu topraklarda acının ve zulmün her türlü versiyonunu yaşamış veya yaşamaktadır. Bu acıyı ve zulmü bize reva görenlere karşı topyekûn bir tutum almak yerine, sergilediğimiz davranış ve tutumlarla payımıza hep zulüm düşmüştür. Bunun sorumlusu ise hepimiziz.
Siyasal iktidara binlerce eleştirimiz olabilir ve olmalıdır da. Peki, ya muhalefete ne demeli. Bu güne dek oy verdiğimiz, birlikte yol yürüdüğümüz partilerimizin eksikliklerini, yanlışlarını himayemize alarak onları adeta dokunulmaz hale getirdik.
Başta Ana Muhalefet partisi olmak üzere diğer muhalefet partilerinin tamamı bütün yenilgileri ve yetmezliklerini “bu halktan bir şey olmaz” diyerek halka fatura etmişlerdir. Yüzde 22 ile yüzde 26 arası oy alan ana muhalefet partisinde yaşananlar içler acısı. Ülkemizin aydın, namuslu insanları iliklerine kadar zulüm ve yoksulluk yaşarken ve AKP’ye muhalif olmayanlar değişim diyor. Kiminle değişim? Nasıl bir değişim? Soruları hep yanıtsız bırak değişimden ısrar ediyorlar. Eğer değişimin başını Sayın İNCE çekiyorsa herhalde şu soruyu sorma hakkımızın olduğunu düşünüyorum ve de soruyorum.
Sayın İNCE, 30 yılı aşkın bir süredir CHP’nin her kademesinde aktif bir siyasetçi olarak görev aldınız. Bu süre zarfında yapmak istediğiniz ve size yaptırılmayan nedir? Bunu bilmek bizim de hakkımız. Değişim dediğiniz bir zihniyet değişimi değil, bir ego değişimidir. Sadece aylık emeklilik geliri, 20 bin TL olan sizlerin derdi asla ezilenler olamaz. Bu değişim derdiniz hep bana değişimidir.
Sayın İNCE, 24 Haziran seçimlerine giderken alanlarda söyledikleriniz ile bu gün söyledikleriniz tam bir tezat. Cumhurbaşkanı olarak seçilmeniz için bulunduğum yerelde, son gününe kadar alanlarda- sokaklarda koşturdum. Pişman mıyım? Evet, son süreçteki tutum ve tavrınızla bizleri pişman ettiniz.
Sevgi ile kalın.
Ahmet KARAGÖZ
Ankara/ 27.07.2018
Ara 25, 2025 0
Nis 05, 2024 0
Mar 08, 2024 0
Mar 04, 2024 0
Ara 25, 2025 0
Nis 05, 2024 0
Mar 08, 2024 0
Mar 04, 2024 0