Son güncelleme Aralık 25th, 2025 12:08 AM
Şub 16, 2016 sendikalbirlik MANŞET, SENDİKALARDAN 0
2016 yılı bütçe görüşmeleri, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda devam ediyor. Eğitim Sen olarak, “Sermayeye, Savaşa, Ranta Değil, Eğitime Bütçe İstiyoruz!” başlığıyla bu sabah TBMM Dikmen Kapısı önünde basın açıklaması yapmak istedik. Ancak güvenlik önlemleri gerekçesiyle TBMM önünde basın açıklaması yapamadık. Bunun üzerine Genel Başkanımız Kamuran Karaca, Genel Mali Sekreterimiz Mesut Fırat ve Genel Eğitim Sekreterimiz Elif Çuhadar, Meclis’te eğitim komisyonlarında yer alan ve sendikal kökenli milletvekilleri ile görüştü. Görüşmelerde eğitim bütçesiyle ilgili taleplerimiz milletvekilleriyle paylaşıldı ve eğitimin sorunları değerlendirildi. Görüşmelerin ardından İzmir Milletvekili Musa Çam ve Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın desteğiyle 2016 MEB bütçesine yönelik basın açıklamamız Genel Başkanımız Kamuran Karaca tarafından yapıldı.
Açıklama şöyle:
2016 EĞİTİM BÜTÇESİ BÜYÜK ÖLÇÜDE ZORUNLU HARCAMALARA GİDİYOR!
EĞİTİME YETERLİ BÜTÇE, OKULLARA İHTİYACI KADAR ÖDENEK İSTİYORUZ!
2016 MEB bütçesi, bugün Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmeye başlanmıştır. Eğitim bütçesi, geçmiş yıllardaki bütçelerin kopyası sayılabilecek bir şekilde, eğitimin en temel ihtiyaçlarını görmezden gelen, sadece zorunlu harcamaların dikkate alındığı bir içerikte hazırlanmıştır. Yıllardır kamu hizmetlerine ayrılan kaynaklar, özellikle eğitim ve sağlık alanında sadece rakamsal olarak artmakta, eğitime yönelik kamu yatırımları açısından bakıldığında belirgin bir azalma yaşandığı görülmektedir.
2014 yılında 62 milyar TL olan MEB bütçesi, artan okul, derslik, öğretmen ihtiyacı ve acil çözüm bekleyen altyapı sorunlarına rağmen 2016 yılı için 76 milyar 354 milyon TL olarak belirlenmiştir. Bütçe rakamları içinde en kapsamlı ve en yaygın kamu hizmetleri içinde yer alan eğitime ayrılan payın sadece rakamsal büyüklükleri üzerinden övünenler, yıllardır bu payların nerelere, hangi kalemlere harcandığı konusuna hiç girmemektedir.
2016 MEB Bütçesi, Eğitim Harcamalarının Halkın Sırtına Yıkıldığının Kanıtıdır
Yıllar itibariyle baktığımızda MEB bütçesinde sayısal olarak bir artış yaşanmasına rağmen, asıl bakılması gereken eğitim bütçesinin milli gelir içinde ne kadar yer aldığıdır. Geçtiğimiz 13 yıl içinde MEB bütçesinin milli gelire oranı belirgin bir değişiklik göstermemiştir. Eğitime en çok payı ayırdığını iddia eden AKP hükümeti döneminde eğitim bütçesinin milli gelire oranı OECD ortalaması olan yüzde 6’nın ancak yarısı kadardır. Son dört yılda yaşanan göreceli artışın temel nedeni ise, eğitimde 4+4+4 dayatması nedeniyle derinleşen sorunların içinden çıkılamaz hale gelmesi, okulların dönüşümünün yanı sıra derslik ve öğretmen açıklarının artması, özellikle okulların altyapı ve donanım eksikliklerinin yarattığı sorunlardır.
TÜİK’in 2014 eğitim harcamaları araştırmasına göre, 2014’te toplam eğitim harcaması 113 milyar 571 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Aynı dönemde halkın cebinden yaptığı eğitim harcamaları ise özellikle 4+4+4 sistemi sonrasında hızlı bir artış göstermiştir. 2011 yılında 13,6 milyar TL olan cepten yapılan eğitim harcaması miktarı, ilk üç yıl içinde yaklaşık 10 milyar TL artarak 22,5 milyar TL’ye (%19,8) ulaşmıştır. Eğitimde yaşanan ticarileşme ve özel okul teşviklerinin aynı hızda sürmesi durumunda cepten yapılan eğitim harcamalarının 2016’da 30 milyar TL’yi zorlaması kaçınılmaz görünmektedir.
MEB Bütçesinin Büyük Bölümü Zorunlu Harcamalara Gitmektedir
MEB bütçesinin rakamsal büyüklüğünün temel nedeni, hükümetin eğitime verdiği önemden değil, büyük ölçüde personel harcamalarından kaynaklanmaktadır. Bu durumun farkında olan MEB, eğitim emekçilerini esnek, kuralsız ve güvencesiz çalıştırmak için gece gündüz çalışmakta, öğretmenleri performans değerlendirmesine tabi tutarak, esnek ve angarya işlerde çalıştırmak için proje üstüne proje geliştirmektedir.
MEB bütçesinin büyük bölümü personel giderleri (%69) ve sosyal güvenlik devlet primi giderlerine (%11) gitmektedir. Başka bir ifadeyle, eğitime bütçeden en çok payı ayırdıklarını iddia edenler, bu payın yüzde 80’inin personel harcamalarına gittiğini gizlemeye çalışmaktadır. 2016 MEB bütçesi içinde mal ve hizmet alım giderlerinin payı % 9, cari transferlerin payı % 3, diğer giderlerin payı ise % 8’dir.
Eğitim Yatırımları Belirgin Bir Şekilde Azalmaktadır
2002-2016 yıllarında MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan payın seyri, her fırsatta “Bütçeden en çok payı eğitime ayırdık” diyenlerin halkı nasıl kandırdıklarının, eğitim bütçesi üzerinden gerçekleri nasıl çarpıttıklarının ispatı niteliğindedir.
MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay 2002 yılında yüzde 17,18 iken, eğitim hizmetlerinin sunumu açısından çok önemli olan bu rakam 2009’da yüzde 4,57’ye kadar düşürülmüştür. 4+4+4 sonrası zorunlu olarak artışa geçen oran 2014 sonrasında yeniden azalmaya başlamıştır. 2016 yılı itibariyle MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılması düşünülen pay, 2015’e göre daha da azaltılarak yüzde 8,23 olarak belirlenmiştir. Bunun tek anlamı, eğitimde yaşanan yoğun ticarileşme sürecinin artarak devam edeceği, velilerin 2016’da cebinden yapacağı eğitim harcamalarının artacak olmasıdır.
Eğitimden beklenen amaçların gerçekleşmesi, artan öğrenci sayısı, derslik açıkları, eğitimin niteliğinin yükselmesi, fiziki alt yapı ve donanım eksikliklerinin giderilmesi, öğretmen açıklarının giderilmesi ve diğer sorunlar için mevcut bütçe anlayışının acilen değişmesi gerekmektedir.
Taleplerimiz;
Eğitim Kamusal Bir haktır, Hiç Kimse Eğitim Hakkından Mahrum Edilemez
Eğitim, devredilemez bir kamusal haktır. Bu alanda yapılan çeşitli araştırmaların da gösterdiği gibi, devlet okullarında paralı eğitim uygulamaları yaygınlaştıkça, en düşük gelir dilimindeki yüzde 20’lik kesimin gelirleri içinde eğitim harcamalarına ayırmak zorunda oldukları pay artmaktadır. Söz konusu artış ise ancak gıda ve sağlık harcamalarından kısılarak gerçekleştirilebilmektedir. Bu koşullarda devlet okullarında eşitsizlikleri derinleştiren örnekler, var olan toplumsal eşitsizlikler doğrultusunda okulları tasnif etmeye yaramakta ve zenginle yoksula ayrı ayrı “devlet okulu”, hatta aynı devlet okulu içinde gelir durumuna, başarı düzeyine göre farklı “sınıf”lar oluşturulmasının önünü açmaktadır.
Piyasacı eğitim sistemi, yaşamın her düzeyinde rekabeti, hizmetin bedelini ödemeyi, öğrenci ve velilerin müşteri haline getirilmesini hedefleyerek, toplumsal eşitsizliği daha da derinleştirmektedir. Aynı okul içinde sınıflar, aynı bölgede okullar, farklı bölgeler, birbirleriyle rekabet içine sokularak eğitim hizmetleri piyasa kurallarına göre düzenlenmektedir.
Yapılması gereken, kamusal kaynakların yine kamusal bir hak olan eğitim için, özel çıkarlar değil, toplumsal çıkarlar gözetilerek değerlendirilmesi ve sadece eğitimde değil, bütün alanlarda kamu harcamalarının payının arttırılmasının sağlanmasıdır. Bütçeye ilişkin ekonomik önlemlerin yanı sıra, Eğitim Sen’in yıllardır savunduğu ve eğitim hakkının temel ayaklarını oluşturan kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim talebi gerçekleşmediği sürece, ne eğitimin niteliğini yükseltmek, ne de eğitimde yaşanan sorunlara kalıcı çözümler üretmek mümkün değildir.
happy wheels
Ara 25, 2025 0
Nis 05, 2024 0
Mar 08, 2024 0
Mar 04, 2024 0
Ara 25, 2025 0
Nis 05, 2024 0
Mar 08, 2024 0
Mar 04, 2024 0