Son güncelleme Aralık 25th, 2025 12:08 AM
Nis 25, 2015 sendikalbirlik Haberiniz var mı?, MAKALELER, Sendikal Birlik'ten 0
AKP iktidara geldiği günden bu yana toplumsal yaşamda ve eğitim alanında dinsel etkilerin arttığı bir süreç yaşanmaktadır. Yaşamın bir çok alanında karşımıza çıkan bu durum iktidar yetkilileri veya yandaş din adamları tarafından özellikle kadına bakışta daha bir hissedilir haldedir. Kadınların kaç çocuk doğuracağından, ne giyeceğine, hamileyken sokağa çıkıp çıkamayacağına, hatta dudağına süreceği ruja kadar iktidar yetkililerince belirlenmeye çalışılmaktadır. Burada asıl amaç Cumhuriyetin kazanımlarını yok etmek, Mustafa Kemal Atatürk’ü itibarsızlaştırmak ve kadını tekrar erkeğin kölesi yaparak kendi egemenlik alanlarını genişletme çalışmalarıdır.
Diğer yandan özellikle eğitim alanı her geçen gün program, içerik ile ders kitap ve materyalleri her açıdan dinsel bir işleve sokulmaya çalışılmaktadır. İktidar yetkililerinin “dindar nesil yetiştirmek” arzuları her fırsatta açık açık ifade edilmektedir. Ders programları sözde zorunu ya da seçmeli adı altında olsa da aslında zamanın başbakanı tarafında seçim meydanlarında dahi yurttaşlara bu dersleri mutlaka seçmeleri propagandası ve okullardaki pratik uygulaması ile zaten hepsi zorunlu hale getirilmiştir. Eğitimin gericileştirilmesi ders kitaplarından başlayıp, okullarda mescit uygulaması, hatta TRT’nin çizgi filmlerine kadar ulaşmıştır.
Çağdaş dünyaya bakıldığında, eğitimin en temel ilkesi bilimsel ve laik olma özelliğidir. Bilimsellik ve laiklik özelliği birbirinden koparılamayacak iki özelliktir. Yani bir eğitim sistemi bilimsel değilse laik olamaz, laik değilse de bilimsel olamaz. Özgürlükler olmadan özgür düşünce olmadan tartışmak, kuşku duymak, itiraz etmek, sorgulamak, eleştirel düşünmek mümkün değildir. Dinsel etkenlerin öne çıktığı eğitim sisteminde ise temel yaklaşım, kabul etme, biat etme, söylendiği gibi kabullenme anlayışı hakimdir. Oysa bilimsel ve laik eğitim sisteminde bir konunun bilgi olabilmesi için bilimsel deneylerle doğrulanması gerekir.
Kuşkusuz birbirinden farklı tanımları olmakla birlikte, laikliği, esas itibariyle “aklın özgürleşmesi” olarak tanımlamak mümkündür. Durum böyle olunca beynin, aklın özgürleşebilmesi tabularla değil bilimsel yöntemlerin uygulandığı ve esas alındığı eğitim sistemleriyle mümkündür.
Bu süreçte sendikamız Eğitim Sen’in Alevi örgütleriyle birlikte yaptğı 8 Şubat İstanbul Mitingi ve 13 Şubat iş bırakma eylemi, milyonları aşacak imza kampanyaları ile bilimsel – laik eğitim çalışmaları önemlidir.
Bilimsel ve laik eğitim ve karma eğitimin kaldırılmasına yönelimlerine karşı etkin çalışmalar sürdürülmeli, ulusal ve uluslararası boyutta kamuoyu oluşturma çalışmaları sürdürülmelidir.
Ancak eğitimin bu denli gericileştirildiği günümüzde laik eğitim mücadelesi sürekli bir görev olarak önümüzde durmaktadır. Bu konuda mücadele sürekli gündemde tutulup yükseltilmeli sendikamız Eğitim Sen’de mücadelenin ana öznesi olarak hep önde olmalıdır.
happy wheels
Kas 07, 2017 0
Eki 20, 2017 0
Eyl 14, 2017 0
Ağu 29, 2017 0
Ara 25, 2025 0
Mar 08, 2024 0
Şub 21, 2024 0
May 23, 2023 0