Sendikal Birlik Türkiye Toplantısı Sonuç Bildirisi (2 -3 Haziran 2007) 

EĞİTİM SEN ve TÜM BEL-SEN Sendikal Birlik 2 - 3 Haziran 2007 tarihlerinde ayrı ayrı toplanarak, sendikal ve siyasal süreci değerlendirmişlerdir.

EĞİTİM SEN Sendikal Birlik Toplantısında;

23 -25 Haziran 2006 tarihinde Avanos’ta yapılan KESK Sendikal Birlik Türkiye toplantısında alınan kararlar da görüşülmüştür. Avanos Toplantısı’nda alınan karar gereği toplantıya çeşitli nedenlerle Sendikal Birlik gövdesinden ayrı davranan bazı arkadaşlara toplantıya katılım çağrısı yapılmıştır. Arkadaşlar farklı gerekçeler göstererek toplantıya katılmamışlardır. Aslında KESK seçimlerinde, grup kararına rağmen, KESK yönetimine farklı grupların adayı olarak giren ve o davranışı destekleyen birkaç kişinin sürüklediği kişisel nedenlerden kaynaklanan ayrılıklar son dönemde bu kişiler için ideolojik ayrılığa dönüşmüştür. Bu kişiler KESK’in ve Eğitim Sen’in açıkladığı “Cumhuriyet Mitingleri”ne katılmama kararını desteklediklerini, Sendikal Birlik grubunun aldığı mitinglere katılma kararına katılmadıklarını KESK’e ve sendikal alana ifade etmişlerdir. Bu ideolojik değerlendirmeye katılmayan, ancak Sendikal Birlik gövdesinden bu kişiler yüzünden ayrı duran tüm arkadaşları, bu durumun değerlendirmesini yapmaya ve bir kez daha hızla aramıza katılmaya çağırıyoruz.

2007 yılında geride bıraktığımız yetki tespit sürecinde KESK’in ve başta EĞİTİM SEN olmak üzere, sendikaların alanlarında yaptıkları örgütlenme çabalarına rağmen on bir işkolundan yalnızca KÜLTÜR SANAT SEN’de yetkili sendika olunacağı görülmektedir.

Bunun başlıca nedenini; AKP Hükümeti destekli Memur Sen’in ve Toplu Görüşmelerde AKP yedeğine düşen tutumuyla Kamu Sen’in kamudaki siyasi kadroları üzerinden yaptığı baskıların oluşturduğunu belirtirken, KESK’te ve sendikalarımızda yönetim politikalarını belirleyen hakim siyasi anlayışların olumsuz tutum ve yönetsel politikalarının etkisi de aranmalıdır. Bu yapıların Türkiye gerçeklerine ve değerlerine uzak tutumlarıyla kamu çalışanlarının genel yapısı ve beklentisi örtüşmemektedir.

EĞİTİM SEN’in 2006 sürecinde yetki kaybetmesinin “moral ve motivasyon bozukluğuna” dayayarak geçiştirilemeyeceği tespitimiz ile ”bu sonuca gelinmesinde etken olan nedenlerin, tutum ve davranışların tespiti ve önlem alınması“ talebimiz dikkate alınmamıştır.

Örgütlerimizi yöneten ittifaklar “kendi politik ihtiyaçlarını sendikalarımız üzerinden sürdürmeye” devam etmektedir. Bu tavırların sonucu olarak EĞİTİM SEN’in 2007 yılında da yetki kaybetmesi, ”Toplu Görüşmeyi Toplu Sözleşmeye Çevireceğiz” iddiasını yıllardır sürdüren kamu emekçilerinin yöneticilerinin inandırıcılığını yitirmesi anlamına geldiğinin bilinmesi açısından önemlidir. Yetkinin önemsiz olduğunu öne süren arkadaşları bir kez daha uyarıyoruz: Toplu sözleşme hakkı kullanılmaya başladığında, bu hakkı kullanacak olan yetkili sendikalardır. Sendika yöneticilerimiz; “Giden gider, kalan sağlar bizimdir!” anlayışını bir an önce terk etmelidirler. Üyelerimizin sendikalarından umudunu keserek istifa eğilimine girmelerinin önüne geçilmelidir.

EĞİTİM SEN ve KESK’e bağlı sendikaların üye kaybının esas nedeni: Sendikaların sendikal görevlerini yapmaması değil; üye tabanının beklentilerinin aksine, sendika üst yönetimlerine seçilenlerin siyasal tercihleri nedeniyle yaptıkları konuşmalar, tutumlar ve kamuoyunda yarattıkları olumsuz imajdan kaynaklanmaktadır.

KESK ve EĞİTİM SEN’in; neoliberal politikalar, küreselleşme, yeni dünya düzeni, özelleştirme vb. genel politikalar ile bunların uzantısı yasalara karşı aldığı tutum ve eylemlerde bir ayrışma bulunmamaktadır.

KESK’in ve EĞİTİM SEN’in bazı yöneticilerinin kamuoyuna yaptıkları konuşmalar ve kurumsal işleyişte; cumhuriyet, bayrak, İstiklal Marşı, üniter yapının ve laikliğin savunulması konularında ikircikli ya da kavgalı davranmaları, halkın dinsel tercihleri üzerine demeçler verilmesi, tüzüğe aykırı olarak belirli bir etnik yapının tercihlerinin ön plana çıkarılması, üye tabanın dayandığı kitlesel partiler aleyhinde tavır ve tutum takınılması, son Cumhuriyet Mitinglerinde olduğu gibi, kendi üye kitlesiyle birlikte olacakları yerde çeşitli bahaneler ve komplo teorileri üreterek karşısında yer almaları istifa gerekçesi olarak öne çıkmaktadır. Unutulmamalıdır ki “Sınıfın değerleriyle mücadele ederek; sınıf mücadelesi yapılamayacağı gibi, kitleselleşme de sağlanamaz.

14 Nisan ve sonrasında yapılan Cumhuriyet Mitinglerine katılmama açıklamaları hem KESK, hem de EĞİTİM SEN tarafından yapılmıştır. Yönetim kararları oluşmadan yapılan bu tür açıklamalar binlerce kamu çalışanı tarafından sorgulanmış ve doğru duruşu benimseyenler bu mitinglere KESK Sendikal Birlik pankartıyla katılmışlar, gazetelere katılım ilanları vermişlerdir.

Türkiye emperyalizmin ve işbirlikçisi ılımlı İslamcıların kuşatmasında adım adım gericiliğe, yobazlığa, işgale ve bölünmeye sürüklenirken; “Cumhuriyet Mitingleri darbecilerin düzenlediği mitinglerdir. Buradan bağımsızlık vurgusu çıkmaz.” Zaten “Emperyalizme karşı mücadele, kapitalizme karşı da olmazsa (yani sosyalizmi hedeflemezse) doğru değildir.” demek; bu ülkenin Kurtuluş Savaşı’nı hiç öğrenememiş olmak demek, ABD ve AB emperyalizmine teslimiyete gitmek demektir.

AKP ve bağımlı, işbirlikçi politikalarına karşı, özellikle; sosyal demokrat, Atatürkçü, cumhuriyetçi, ilerici, tam bağımsızlığı savunan, laik Türk Halkı’nın yaptığı Cumhuriyet mitinglerini ve orada dillendirilen, emek ve demokrasi taleplerini görmezden gelerek; şeriatın karşısında “laik cephe” diye eleştirerek; dar grupçu yaklaşımlarla, dar siyasi değerlendirmelerle, ne söylediği anlaşılamayan üçüncü yol tarifiyle, “Biz ikisinin de tarafı olmayacağız” demek ve sorumluluktan kaçmak, ABD ve AB’nin Türkiye ve bölge üzerindeki oyunlarına katkı sağlamaktan öteye gidemez.

Cumhuriyet mitinglerinde bağımsızlık ve emek mücadelesi için yapılan çabayı farklı bulanlara “O zaman sen gerekeni yapsaydın!” derler.

Tabiî, bazı gruplar dar siyasi düşünceleriyle bu ülkede kendilerinden başkasının özgürlük mücadelesi yapamayacağını, tarif edemeyeceğini; küçük dünyalarını çizerken ne kadar yanıldıklarını bir kez daha görmüş oldular. Umarız, buradan siyasi yönelimlerinde bir değişim dersi çıkaracaklardır. Çünkü bu ülkenin bağımsızlık mücadelesinde, her insanına ve etkin yapısına ihtiyaç vardır.

KESK’te ve Eğitim Sen’de bahsettiğimiz tutum ve davranışlardan kaynaklı küçülme ve etkisizleşme yaşanırken; bazı yöneticilerin aynı duyarsızlığı göstermeye devam ettiğine tanık oluyoruz.

Adaylarını bağımsız olarak gösterecek bir siyasi parti aday belirleme toplantısını 1 Haziran tarihinde EĞİTİM SEN Genel Merkezinde yapmıştır. Bir başka partinin genel başkanının da diğer grubun toplantısına katılması; bu tutumun devam edeceğinin göstergesidir. Tüm bu nedenlerle KESK, EĞİTİM SEN ve diğer sendikalar da egemen yapıları bir kez daha uyarıyor; sendikamıza ve üyelerimize sahip çıkmaya ve önlem almaya çağırıyoruz.

Genel Kurula bir yıldan az zaman kalmasına rağmen EĞİTİM SEN’de Tüzük Kurultayının toplanmamış olmasını; örgütlenme anlamında yaşanan sorunları görmezlikten gelme olarak değerlendiriyoruz. Bu örgütleri, yöneticileri korumayacaksa; “O halde niye varlar?” diye soruyoruz!

Eleştirdiğimiz bu tutum ve davranışlardan kaynaklı olarak KESK’te ve Eğitim Sen’de;

Sendikalara güvenin azaldığı, yılgınlık, umutsuzluk hissi oluştuğu,

Temsilci ve üyelerin merkezlerle ilişkisinin koptuğu, toplantılara katılımın çok düştüğü,

Cumhuriyetle kavgalı, Atatürk devrimleri ve kazanımlarını reddeden sendika görüntüsünden çıkmamız gerektiği,

Örgütlenme model ve yapısı ile seçim yöntemi, tüzük ve program değişikliği gerektiren bir sürecin yaşandığı değerlendirmeleri öne çıkmaktadır.

KESK’te ve Eğitim Sen’de önümüzdeki süreçte örgütlenme modellerinin değiştirilmesi, temsilcilik ve şubelerde tüm üyelerin katılımıyla seçimlerin yapılması, büyük illerde şube ve temsilcilik oluşumlarının yeniden belirlenmesi gerekmektedir.

2007 yılı toplu görüşmeleri 1 Eylül’e ertelenmiştir. Bu sene toplu görüşmeye gidilmemeli, toplu sözleşme hakkımızın kullanılabilir olması için seçim öncesi siyasi partilere ve kamuoyuna yönelik yoğun bir çalışma süreci sürdürülmeli, seçimler sonrası merkezi bir miting ile toplu sözleşme talebimizin altı doldurulmalıdır.

22 Temmuz’da yapılacak genel seçimler için AKP’nin emek karşıtı, özelleştirmeci, ülke kaynaklarını pazarlayan, İMF politikalarının koşulsuz uygulayıcısı, ABD’nin Ortadoğu’da stratejik ortaklık rolüyle işbirlikçi tutumu, laiklik karşıtlığı, gericiliği ve kadrolaşması, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ülkeyi geren ve bölen tutumu teşhir edilmelidir.

 Emekten, demokrasiden, laiklikten, cumhuriyetten, bağımsızlıktan yana olan tüm siyasi yapılara ve partilere eşit mesafede olunmalı; başta grev ve toplu sözleşme hakkımızı kullanmamız önündeki engellerin kaldırılması, insanca yaşayacak ücret ve diğer çalışma yaşamıyla ilgili taleplerimizi toplu sözleşmeyle belirleyeceğimiz istemi dillendirilmelidir.

 Eğitim ve sağlık hakkından herkesin eşit, ücretsiz yararlanması, nitelikli, ücretsiz kamu hizmeti, üniversitelerde harçların kaldırılması, üniversiteye girişin tümden değiştirilmesi, eğitim politikasının baştan aşağı değiştirilerek laik, bilimsel, özgürlükçü temelde yeniden düzenlenmesi,

 Kamu çalışanlarına siyasi partilere üye olma hakkının sağlanması,

 İşsizlik ve yoksullukla mücadele eden sosyal devletin öne çıkarılması talepleri gündemleştirilmelidir.

Sendikal Birlik toplantılarında KESK ve sendikalarda dar grupçu siyasi anlayışların tıkadığı ve küçülen sendikalarımızın içinde bulunduğu durum değerlendirilmiş; sendikalarımızın yeniden alanlarında iddialı hale gelmesi hedeflenmiştir.

Bunu gerçekleştirmek üzere, tüm kamu çalışanlarını Sendikal Birlik’te çalışmaya ve politikalar belirlemeye davet ediyoruz.

Böyle önemli bir süreçten geçerken; EĞİTİM SEN ve TÜM BEL-SEN’de yaptığımız, Sendikal Birlik Türkiye toplantıları diğer iş kollarında da yapılacaktır. Grupsal çalışmamızın olmadığı iş kollarında da Atatürkçü, Cumhuriyetçi, Sosyal Demokrat, İlerici, Devrimci kamu çalışanlarıyla buluşularak, Sendikal Birlik çalışması oluşturulacaktır.

Tüm olumsuzluklara rağmen, sorunların çözümü ve hedeflerimizin gerçekleşmesi için sendikalarımıza sahip çıkıyor; KESK’te ve sendikalarda olmaya devam ediyoruz. 5 Haziran 2007